MEB Taslak Müfredat Hakkında Raporumuz

MİHENK FORUM

TASLAK MÜFREDAT PROGRAMLARINI

DEĞERLENDİRME ÇALIŞTAYININ RAPORUDUR

(04.02.2017/Üsküdar Üniversitesi)

 

 

NASIL BİR MÜFREDAT?

Ders müfredatının içeriğine temel teşkil etmek üzere, öncelikle düşünsel/felsefi boyutun ele alınması gerekmektedir. Bu boyutun temel argümanları şu soruların cevaplarında aranmalıdır:

  • Bir üst düşünce olarak, eğitimin ruhu ne olmalıdır?
  • Hedeflediğimiz insan modelimizi nasıl tanımlayabiliriz?
  • Gelecek nesillerimizin düşünce yapısı nasıl olmalıdır?
  • Gelecek kuşakların bireysel ve toplumsal yorumları ve algılama biçimleri nasıl olmalıdır?
  • Gelecek kuşakların tabiatı, kâinatı ve maddeyi yorumlama biçimleri nasıl olmalıdır?

 

  1. ÖĞRETİM PROGRAMININ GENEL AMACI: DEĞER ODAKLI İNSAN
    1. Hür İnsan
      1. Hürriyetin öğrenilmesi: Eğitim, iki tarzda hürriyeti öğretmelidir; birincisi, varlıklardan hür olmak (dünyevi taleplerini amaç yapmadan yaşayabilmek), ikincisi ise, Allah için hür olmak (taleplerini yalnız Allah’tan istemek).
      2. Hürriyetin Kazanılması: Eğitim insana hür olmanın iki yöntemini kazandırmalıdır: İlim (Bilgilenme) ve Dua (İsteme). Birey ve tür olarak, insani gelişme ve kaliteli hayat için, mükemmelleşmenin anayolu ilim tahsilidir (öğrenme yolculuğu). Bilginin hakikati, tüm bilişlerin kaynağı, entelektüel sermayenin madeni, hakikatin yol gösterici ışığı ve insan ruhunun mimarı Marifetullahtır (Allah tanımak ve bilmek) ve O’na gerçek anlamda iman etmek, bağlanmaktır. Böylece insanın, bu dünya hayatında, dünya içindeki tüm canlılarla barış içinde yaşayabilmesi için Yaratıcısını bilmeli; dua ederek (sözel/kavli ve fiili olarak) taleplerine cevap aramalıdır.
    2. Kendini Yöneten İnsan
      1. Eğitim, insanın fiziksel yapısındaki rahmet ve hikmet eliyle yerleştirilen düzen ve sistemlerin manalarına odaklanmalıdır. Eğitim, insan vücudundaki Esma-i Hüsna’yı insana okuma becerisi kazandırmalıdır.
      2. Eğitim, insana, insanda bulunan maddi ve manevi yetenekleri, meziyetleri ve ahlakı (insanlık çekirdeğini) nasıl yetiştirmesi gerektiğini ve kullanacağını öğretmelidir.
    3. Araştıran İnsan
      1. Araştırmacı olmanın temel şartı, araştırmayı severek, inanarak, kendini onda fani kılarak yapmaktır.
      2. Eğitim, öğrencilerde araştırmacılık becerisi geliştirmelidir. Araştırmacı bakış, değerlendirme içeren analiz ve sentez gibi üst düzey zihinsel becerilerle birleştirilmelidir.
    4. İrade ve Seçim Becerileri Yüksek İnsan
      1. Eğitim, yetişkin adayı olan öğrencilerde iradeyi kullanma, iki veya daha çok değişkenden/seçenekten doğru olanı seçme becerisi kazandırmalıdır.
      2. Eğitim, irade kullanma ve seçme davranışlarını kazandırırken, insan benliğinin kullanım alanlarını ve özgürlük bağlamında sınırlarını da öğretmelidir. Benliğin faraziliğini, yani “sahip olma” “seçme” gibi davranışların birer kıyaslama aracı olarak, görecelilik fonksiyonunu göz ardı etmemelidir.
    5. Şefkatli İnsan
      1. Eğitim, toplumun temel taşlarından biri olan şefkat ve merhamet değerlerini genç kuşaklara aşılamalıdır. Şefkat ve merhamet, imanın bir göstergesidir. Allah’a iman eden, O’nun kullarına şefkatli ve merhametli davranır. Eğitim, şefkat ve merhametin kaynağı olan imanın kazandırdığı şehametle masumları, mazlumları zilletten, zayıfları tahakküm ve tekebbürden koruduğu gibi; haksızlara, zalimlere, dalkavuklara ve müstebitlere de asla zillet göstermeyen davranışlar kazandırmalıdır.
    6. Doğru İnsan
      1. Eğitim İslam ahlakının temel değerlerini mutlaka vermeli, insandaki yüksek seciyelerden biri olan doğruluk değerini (sıdk) genç kuşaklara öğretmeli ve doğruluğu yaşayan, doğruluk bağıyla birbirine bağlanmış toplum oluşturmalıdır.
    7. Vicdanlı İnsan
      1. Eğitim, vicdani özellikleri gelişmiş kuşaklar yetiştirmelidir. Özellikle hissiyatı yüksek olan doğu toplumlarında, sistemsel düşünme ve kurallara uygun bir yaşam için vicdan ön plana çıkarılmalıdır.
    8. Salih (Dindar)=Mahir (Becerikli) İnsan
      1. Eğitim, din ve dünya, salahat (dindarlık) ve maharet (beceri) dengesini iyi kurabilen, bu yönde davranış geliştirebilen nesiller yetiştirmelidir. Hem ahlaki donanımı hem de uğraştığı sanat alanı mükemmel insanların oluşturulduğu toplum idealdir.

 

  1. ÖĞRETİM PROGRAMININ KAZANIMLARI
    1. Eğitim Sistemi Varoluş Nedenini Sorgulayabilen İnsanlar Yetiştirmelidir.
      1. Eğitim, hilkatin gayesini ve fıtratın neticesi olan Allah’a iman (iman-ı billah), Allah bilgisi (Marifetullah) ve Allah sevgisi (Muhabbetullah) konularını merkeze almalıdır.
      2. Eğitim, insana varoluş nedenini sorgulama bilinci kazandırmalıdır.
      3. Eğitim, tüm cihetleriyle insanda akıl ve kalp dengesini sağlamalıdır.
      4. Eğitim, insanın, fen bilimlerinin bulguları eşliğinde kâinatın “en üstün varlığı (hakimiyet kokan)” değil, “en mükerrem”, “en ehemmiyetli” (diğer varlıklarla müsavilik) varlık olduğuna dair bulgularına; bu bulguların sebep ve sonuçlarına vurgu yapmalıdır.
      5. Eğitim, insanı, elinde anahtarı olan bir hazine arayıcısı, meraklı bir kâşif haline getirmelidir. Önce kendini (ene-benlik), sonra da kâinatı keşfetme merakı sunmalıdır.
      6. İnsan türünün çeşitlenmesinin (ırkların, dillerin, kültürlerin vb.) hikmetleri sunulmalıdır.
      7. İnsan türünde var olan müsabaka (rekabet) ve faziletin insana veriliş hikmetini öğretmelidir.
      8. Eğitim, insan benliğinin (ene) mahiyetini, yapıcı ve yıkıcı yönleriyle, hayır ve şer cihetleriyle tüm özelliklerini öğretmelidir. Bunu tarihsel perspektiften de yorumlayarak, benlik kullanımının insan türündeki mutlu-mutsuz, barış-savaş, darlık-bolluk, sevgi-nefret gibi olumlu-olumsuz yönlerden yaşanmış örneklerle desteklemelidir.
      9. Eğitim, insanın sınırsız yetenekleri, sınırsız eğilimleri ve sınırsız arzuları ile sahip olduğu cevherin büyüklüğüne ve mahiyetinin yüksekliğine vurgu yapmalı; içinde yaşadığı kâinat ve dünya ile olan iletişiminde nasıl pozitif olması gerektiğini öne çıkarmalıdır.
      10. Eğitim, insana mutluluğun kaynağını öğretmelidir.
      11. Eğitim, insandaki sevme duygusunun kullanılması gereken yönü öğretmelidir.
      12. Eğitim, sosyal hayattaki değerinin, kıymetinin ve yüceliğinin bir ölçütü olan insandaki himmet duygusunu yüceltmelidir.
      13. Eğitim, insanlardaki yetenekleri keşfetmelidir. İnsan, yetenekleri doğrultusunda eğitim almalıdır. İnsanın potansiyel eğilimlerini kinetik/akışkan hale getirecek bir kariyer imkanı sunumalıdır.
      14. Eğitim, insana yeteneklerini doğru zamanda, doğru şekilde ve doğru zeminde kullanmanın bir çeşit fıtri dua olduğunu öğreterek, insanların tembelliğe girmesini sağlayan yanlış tevekkülden sakınmalarını öğretmelidir.
      15. Eğitim, insandaki yenilikleri keşfetme eğilimini teşvik etmelidir (innovative düşünme).
      16. Eğitimin kâinat okuması (fen bilimlerinde) şöyle olmalıdır: Bu kâinatı hikmetle yaratan Yaratıcı, bilimlerin inceleme alanı olan her varlığı Kendisine işaret eden bir büyük ayet (gösterge) olarak nakşetmiş; akılla donattığı insanı da bu ayetlerin dilinden anlayan, o büyük ayetleri okuyabilen ve hayretinden bu kainat mescidine secdeye kapanan bir okuryazar olarak yaratmıştır.
      17. Eğitim, öğrencilere varlıklara “mana-yı harfi” nazarıyla yani yaratıcıları adına bakmayı öğretmelidir. “Ne kadar güzel yapılmış, ne kadar güzel bir surette Saniin cemaline delalet ediyor” şeklinde bir düşünce ile fen bilimlerine ve sanata baktırmalıdır.
      18. Eğitim, öğrencilere kâinatı bir kitap gibi tasavvur etmelerini ve bu kitabı okumalarını öğretmelidir.
      19. Eğitim, hakiki fen kütüphanesinin kaynaklarının birer İlahi sanat olan bu kâinat olduğunu ve fen bilimlerinin bu kâinattaki İlahi nizamın ve intizamın bir eğitimi olduğu bilincini vermelidir.

 

  1. ÖĞRETİM PROGRAMININ UYGULAMA ESASLARINA YÖNELİK GÖRÜŞLER
    1. Müfredat ve ders kitaplarının dilinde aktif, normatif ve inkârcı bir dil kullanımı terk edilmeli, bunun yerine edilgen ve kâinatın sanatkârını nazara verecek bir dil kullanılmalıdır. Kâinatın okunması, incelenmesi ve araştırılması gereken bir kaynak olduğu öne çıkarılmalıdır. Öğrenciye kâinat okuryazarlığını öğretilmelidir. Bu çerçevede; müfredat ve ders kitapları, kendisiyle ilgili üç düşünce kaynağından hareket etmelidir: Kâinat kitabı, Kâinat kitabını tercüme eden Kur’an-ı Kerim ve bu iki kitabı birden açıklayan ve anlatan Hz. Muhammed (sav).
    2. Sanat ve fen bilimlerinin kaynağı, Celal sahibi olan Yaratıcının evrende yerleştirdiği sanatlardır ki, kâinatı bir sanat kitabı haline getirmiştir. İnsan türü fen ve hikmetlerle dolu kitaplarını kâinatın hikmet kütüphanesinden alıp ona uygun bir şekilde yazarak ortaya çıkarmıştır. Müfredat bu mantığı takip edebilir. Eğitim düşüncesinin kaynağı Kâinat Sanat Kitabının ve onu okuyan fenlerin yazılı metni olarak Kur’an-ı Kerimdir.
    3. Sanat eğitiminin kaynağı, kâinat kitabındaki rengârenk nakışlar, desenler, boyalar, çiçekler, sesler, sözler, beyanlar ve hitaplardır. İnsan, bu tarzda düzenlenmiş müfredat yoluyla Rabbani boyanın, desenlerin, çiçeklerin, seslerin ve sözlerin sırlarını ortaya çıkarabilir.
    4. Müfredat ve ders kitapları, insan türünün atası olan Hz. Adem’e öğretilen tüm Esma-i Hüsna’nın ne anlama geldiğini ve bu isimlerin tecellilerini tüm bilim-ilim alanlarında öğretmeyle başlamalıdır. Bu öğretim yalnızca dini anlamda değil, insanı ve kâinatı konu edinen ne kadar ilim varsa (fen ve matematik bilimleri dahil) tamamında Esma-i Hüsna işlenmelidir.
    5. Müfredat ve ders kitapları, kâinatı kuşatan bilimlere kaynaklık yapan Esma-i Hüsna’nın sınırsızlığı bağlamında, insanın yeteneklerinin kapsamının da sınırsızlığını vurgulayarak Yaratıcıyı tanıtmalı; O’nun vasıflarını ve sıfatlarını da kapsayacak şekilde çoklu eğitim vermelidir.
    6. Müfredat ve ders kitapları, insan türüne ait her kemalin (mükemmelliğin), her bir ilmin, her bir terakkiyatın, her bir fennin birer yüksek hakikati olduğunu; bu hakikatlerin ise bir İlahi isme dayandığı metaforunu programlarında esas almalıdır. Bu çerçevede, birkaç örnek:
      1. Kâinattaki her hakikatin göründüğü şekiller dünyasını beş duyu organımızla algılamamıza isim olarak verilen Geometri bilimi, Allah’ın Adl (dengeli ve adaletli olarak yaratan) ve Mukaddir (mükemmel ölçülerle yaratan) isimlerinin somutlaşmış (mücessem) aynasıdır.
      2. Tıp ilmi hem bir fen bilimi ve hem de bir sanattır. Bu bilim Allah’ın Şâfi ve Hakîm isimlerinin en yaygın yansımaları olup, bu kâinatı her türlü şifanın kaynağı olan büyük bir eczane suretine çevirmiştir.
      3. Medeniyetlerin kurulmasında faydalanılan ve amaçları, varoluş nedenleri ortaya çıkarılan eşyanın hikmetini konu edinen Fizik, Kimya, Biyoloji, Zooloji, Botanik, Astronomi vb. ilimler Allah’ın “”Hakîm” isminin en geniş anlamda yansımalarının somutlaşmış şekilleridir.
    7. Müfredatta milli birlik ve beraberlik, İslam kardeşliğinin temel ilke ve esasları Kur’an ve sünnet çerçevesinde verilmelidir. Adavet yerine muhabbet, farklı fikir ve düşüncelere karşı müsamaha, haset ve hırs gibi hasletlerin terk edilerek kardeşçe yaşamanın ilkeleri ve birlikte yaşama becerileri kazandırılmalıdır.
    8. Milli kalkınma ve refah seviyesinin artması iktisat düsturlarının uygulanmasından geçer. Kur’an esaslarına göre iktisat ve şükür düsturları müfredatta mutlaka bulunmalı ve ders kitapları bu esaslara göre yazılmalıdır.
    9. Öğretim programlarının yanında eğitim programları da olmalıdır. Bu eğitim programları, haftalık ders programları içinde ancak, öğretim programlarından ayrı olacak şekilde yer almalıdır. Eğitim programlarında, millî ve manevî değerlerimizin 0-6 yaş arası sevdirilmesi, 6-12 yaş arası benimsetilmesi, 12-18 yaş arası yaşanılır davranış haline getirilmesi hedeflenmelidir. Özellikle 1, 2 ve 3. Sınıflarda hayat bilgisi dersinin içinde yer almalıdır.


 

 

TARİH PROGRAMLARI HAKKINDA DEĞERLENDİRME

 

Tarih müfredatları ile ilgili yapılan genel değerlendirmede, 19. Yüzyılda ulus devletlerin gelişmesi ile tarih derslerine verilen görevin ”vatandaşlık bilinci gelişmiş bireyler yetiştirmek” olduğu, 20. yüzyılın son çeyreğinde ise “bilgiden ziyade tarihsel düşünme becerileri ön plana çıkarılmış ve öğrencilere belge değerlendirme, eleştirel düşünme ve problem çözme gibi becerilerin kazandırılması”nın ön plana geçtiği vurgulanmıştır. Tarih ders programının bu temel değişime uygun olarak ele alınması önemli bir gelişmedir. Öncelikle bu yaklaşımı takdir etmek gerekmektedir.

Bu çerçevede hazırlanan taslak programın sınıflara göre değerlendirmesi şu şekildedir:  

 

9. SINIF

  1. Birinci Ünitede ele alınan, “İnsanın Yeryüzü Serüveni ve Tarih” konusuna başlanırken, insanın geçmiş ve gelecek bilincine sahip tek varlık” olduğunun vurgulanması temel bir done olarak önemlidir.
  2. T9.1.2.’de tarihi olayların biricikliğine karşılık olguların tekrar edebilirliğine dair İbn Haldun’dan örnek verilirken, İbn Haldun’un eleştirel tarihe katkıları üzerinde durulmalıdır. Ayrıca tarih felsefesine dair ilk değerlendirmeleri yapmış olduğu belirtilerek, Tarih Felsefesinin kurucusu olduğu vurgulanmalıdır.  
  3. T9.1.3.’de tarih yazıcılığının geçirmiş olduğu süreç üzerinde durulurken, İslam tarihinde hadis usulünün eleştirel tarih anlayışının ortaya çıkmasında nasıl etkili olduğu üzerinde durulmalıdır. Tarihin döngüsel ve ilerlemeci anlayışı incelenirken, Kur’an’ın peygamber kıssalarından nasıl bir tarih anlayışı çıkarılabileceği üzerinde durulmalıdır. Kur’an-ı Kerim’de peygamberler kıssaların Batı aydınlanmasının ürettiği ilerlemeci tarih anlayışı ile uyuşmadığı dikkatlere sunulmalıdır.
  4. T9.2.1. “Belge ve bulgulardan yola çıkarak tarih öncesinde insan hayatı hakkında çıkarımlarda bulunur” başlığı altında cevaplanması gereken en önemli soru, tarih ontolojisinin nasıl algılanması gerektiği meselesidir. Tarihte bilgi elde edilmesinde pozitivist tarih anlayışının ortaya çıkardığı verilerle sınırlı kalmamak gerektiği vurgulanmalıdır. Tarihi bilginin elde edilmesinde objelerin yanında vahiy kaynaklı bilginin varlığı da vurgulanmalıdır.
  5. T9.2’de anlatılan ilk çağ uygarlıklarında ortaya çıkan sosyal organizasyonlar ve kanunlarda peygamberlerin rolüne atıfta bulunulmalıdır. Her dönemde ve yerde peygamberlerin gelmeleri muhtemel olduğunda ortaya çıkan düzenlemelerde ilahi vahyin etkilerinden söz edilmelidir.
  6. T9.2.’de yer alan “Tek tanrı inancının insanlık tarihiyle birlikte ortaya çıktığını ve süreç içerisinde çok tanrılı inanış sistemlerine dönüşebildiğini kadim dünya örnekliğinden hareketle ayırt eder” cümlesi memnuniyet verici bir tespittir. Bu yaklaşım, tarihin başlangıcı hakkındaki değerlendirmeleri de etkilemelidir. “Tarih Sümer’le başlar” anlayışı yerine “tarih Adem’le başlar” anlayışının yerleştirilmesi daha doğru olacaktır. Çünkü Sümerlerde yazılı malzemelere rastladığımız doğrudur, ancak Sümerlerden önce yazılı malzeme olmadığına dair bilgimiz yoktur. Tarih bilgisinin kaynağını maddi unsurlarla sınırlamayıp kutsal kitapları da bir veri olarak değerlendirmeli, Hz. Adem’e eşyanın isimlerinin öğretilmesine dair Kur’anî hakikati dikkate almalıyız. Ayrıca suhuf denilen ilk kutsal metinlerin Hz. Adem’e verildiğinin ihmal edilmemesi gerekmektedir. Bu bilgiler, tarihin başlangıcıyla ilgili tartışmalarda nazarlara verilmelidir.  
  7. ÜNİTE’de “Kadim Avrasya’da Türkler” başlığı Türkiye’deki etnik toplulukların köklerine dair bilgiler şeklinde verilmelidir. Çünkü Türkiye’de sadece Türkler yaşamamaktadır. Türklerin yanında, Araplar, Kürtler ve sair unsurların geçmişlerine dair bilgiler paylaşılmalıdır.
  8. ÜNİTE’de “İslamiyet’in doğuşu sırasında Arap Yarımadası’nın genel durumu” başlığı altında İslam medeniyeti incelenirken, İslam medeniyetinin Hz. Adem’le başlayan nübüvvet çizgisinin son halkası olduğu kazandırılmalıdır.
  9. T9.4.3. Dört Halife Dönemi’nde İslam coğrafyasının genişleme sürecini değerlendirir. Bu başlık altında tarihi olayların anlatılması yanında bugüne ışık tutacak siyasi, sosyal ve ekonomik prensipler üzerinde de durulmalıdır. Müslümanlar için dört halife devrinin örnek alınan bir dönem olduğu vurgulanmalıdır. Özellikle halifelerin yönetime geliş biçimleri ile bugünkü demokratik değerler arasında ilişki kurulmalıdır.
  10. T9.4.4. Emeviler ile birlikte İslam Devleti’nin yapısında meydana gelen değişim başlığı altında hilafetin nasıl saltanata dönüştüğü üzerinde durulmalıdır.
  11. T9.5.6. “Anadolu’da Türk hâkimiyetinin kurulma sürecinde dönüm noktası olan askeri olayların Türkiye Tarihi’nin gelişim sürecine etkileri” başlığı, Anadolu’da Müslümanlığın yaygınlaşması genel başlığının altında ele alınmalıdır. Anadolu’ya Malazgirt’ten çok önce güneyden gelen Müslüman komutanların güney illerini fethettikleri ve buralarda İslam hakimiyeti kurdukları vurgulanmalıdır. İyaz b. Ganem bilindiği gibi Rakka’yı aldıktan sonra 639’da Urfa ve çevresini alarak bugünkü Türkiye topraklarının İslamlaşması açısından önemli adım atmıştı.
  12. Şimdiye kadar; dünya bilim tarihinde Avrupalı bilim adamlarının, Türk İslam bilim adamlarından daha çok ve önemli buluşlar yaptığı algısı ortadan kaldırılmalıdır. Bu algı Türk İslam bilim adamlarını gölgede bırakmış izlenimi vermektedir. Dünya bilim tarihinde Türk İslam bilim adamlarının dünya bilimine çok önemli katkılarının olduğu, birçok alanda insanlık adına çığır açtığı vurgusu yapılmalıdır.

 

10. SINIF

Konu ve bakış açıları açısından başarılı bulunmuştur.

 

11. SINIF

  1. T11.8.1. “Fransız İhtilali ve Sanayi İnkılabı’nın imparatorlukların devlet-toplum ilişkilerinde yol açtığı dönüşümü değerlendirir” başlığından sonra Muaviye döneminde bırakılan tartışmaların yeniden başlamasının örnekleri üzerinde durulmaktadır. Özellikle Yeni Osmanlılar hareketinin oluşturduğu fikri zenginlikten bahsedilerek, demokratik gelişmeler vurgulanmıştır. Türkiye’de hürriyet ve meşrutiyet çalışmaları başladığı zaman, bu tartışmalarda Batı etkisi yanında İslami köklerdeki referanslar üzerinde de durulmalıdır. Bu çerçevede 19. yüzyıl Osmanlı Devleti’nde taşradaki demokratik gelişmelere atıf yapılmalıdır.
  2. T11.10.2. Modern dünyada Avrupa merkezli olarak gelişen ideolojilerin, birey ve toplumun dünyayı anlamlandırma arayışında dinin yerine geçtiğini değerlendirir. Bu tehlike karşısında İslam inancının güçlendirilmesi için çalışılmalıdır.
  3. T11. sınıf konuları arasına Osmanlı Devleti’nde ekonominin bozulmasının ortaya çıkardığı sorunları dikkate sunan bir ünite konulmalıdır. Bu ünitede geleneksel ekonomi dinamiklerinin bozulmasına paralel olarak, ayanların ortaya çıkması ve bunların devletin gelişimine olumsuz etkisi vurgulanmalıdır. Merkezi otoritenin bozulmasının ortaya çıkardığı sosyal sorunlar üzerinde durulmalıdır.

 

T. C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK

PROGRAMLARI HAKKINDA DEĞERLENDİRME

 

Tarih müfredatıyla ilgili başarılı çalışmaların T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersine yansımadığını görüyoruz. Ulus devletlerin kendilerini kabul ettirme süreçlerinde önemli bir araç olarak kullanılan bu tür derslerin, bugünün Türkiye’sinde yeri olmamalıdır. Belli kişi ve temaları dayatan müfredat yerine akılcı, gerçek hayata dair ders veren yaklaşımlar önemsenmelidir. Bu gerekçelerle bu dersin kaldırılması; ideolojik dayatma içermeyen muhtevasının ise nesnel ölçülerle tarih dersi müfredatı çerçevesinde sunulmasının uygun olacağı kanaatini taşıyoruz.

 

FEN BİLİMLERİ

PROGRAMLARI HAKKINDA DEĞERLENDİRME

 

  1. Fen bilimleri alanında her şeyi maddeci bakışla açıklayan, maddenin sahibini değil maddeyi konuşturan 200 yıllık gelenek tamamen terkedilmeli veya en azından alternatif anlayışlara yer açılmalıdır. Örneğin;
    1.  Yerin çektiği tezinin karşısında meleklerin indirdiği tezine alan açılmalıdır.
    2. Su döngüsünü tevhid anlayışına göre anlatılması.
    3. Dünyanın ve diğer gezegenlerin hareketi bahsinde bu devasa gemileri boşlukta hareket ettiren gücün sorgulanmasına imkan tanınmalıdır.
    4. Varlıklar, materyalist düşüncenin ürünü olan canlı ve cansız ayrımının yanında, görünen ve görünmeyen varlıklar olarak da sınıflandırılmalıdır.
  2. Müfredat öğrencileri düşünmeye ve sorgulamaya açık bireyler olarak yetiştirmeli, adına bilim dense de her türlü dogmadan uzak tutmalıdır.
  3. Darwin teorisini kaldırmak yerine yaratılışçı görüşe de yer verip bilimsel olarak akıl yürütme tekniği ile yaratılış teorisi anlatılabilmelidir. Akla kapı açıp ihtiyarı elden almamak gerekmektedir.
  4. Fen bilimleri kainat kitabını okumayı teşvik edecek ve cereyan eden her fiilin arkasındaki faili merak ettirecek bir muhteva ve dile sahip olmalıdır.
  5. Determinist, mekanik bilim anlayışını ön plana çıkaran modern fizik yerine daha göreceli kuantum fiziği, daha esnek ve göreceli düşünmeye sevk eden bilim anlayışı müfredatta yer almalıdır.
  6. Fen bilimlerinin kâinat okuması şöyle olmalıdır: Bu kâinatı hikmetle yaratan Yaratıcı, bilimlerin inceleme alanı olan her varlığı Kendisine işaret eden bir büyük ayet (gösterge) olarak nakşetmiş; akılla donattığı insanı da bu ayetlerin dilinden anlayan, o büyük ayetleri okuyabilen ve hayretinden bu kainat mescidine secdeye kapanan bir okuryazar olarak yaratmıştır.
  7. Fen bilimleri, öğrencilere varlıklara “mana-yı harfi” nazarıyla yani yaratıcıları adına bakmayı öğretmelidir. “Ne kadar güzel yapılmış, ne kadar güzel bir surette Saniin cemaline delalet ediyor” şeklinde bir düşünce ile fen bilimlerine baktırmalıdır.
  8. Fen bilimlerinde kutsal metinlere referans vermenin önündeki zihni ve ideolojik engel kaldırılmalıdır. Ders kitaplarına bu çerçevede okuma metinleri ve mottolar yerleştirilebilmelidir.
  9. Dinin sadece sosyal bir ihtiyaç değil, varoluşsal bir ihtiyaç olduğu; bilimin evrenin “nasıl” yaratıldığı sorusuna cevap ararken, dinin “neden” yaratıldığı sorusuna cevap verdiği gerçeğinden hareketle ders kitaplarına varoluşsal metinler dahil edilmelidir.
  10.  Dinin ve Allah’ın varlığının bilimsel olarak ispatlanabilir olduğu yaklaşımı müfredata yansıtılmalıdır. Bu çerçevede Risale-i Nur Külliyatı referans alınabilir.

 

DİN EĞİTİMİ ve ÖĞRETİMİ

PROGRAMLARI HAKKINDA DEĞERLENDİRME

 

  1. Din kültüründen ziyade temel İslam, iman ve inanç esasları doğru olarak verilmelidir.  Bu ders en az iki saat olmalıdır. İmanın ve İslam’ın şartları ünite konuları olmalıdır. Allah’a ve ahiret gününe iman üniteleri en az bir dönem okutulmalıdır.
  2. Değerler eğitimi formel müfredat kapsamına alınmalıdır.
  3. Cebriye ve Mutezile tehdidine karşı Ehl-i Sünnet itikadı öne çıkarılmalı ve bu doğrultuda eğitime ağırlık verilmelidir.
  4. Gerek içerikte gerekse kazanımlarda günümüz ihtiyaç ve sorunlarına Kur’an ve sünnetten hareketle çözüm üretme anlayışı ön plana çıkarılmalıdır.
  5.             “Temel dini kaynakları kullanma” başlığı altında Kur’an mealine işaret edilip tefsire yer verilmemesi eksikliktir. Bu eksiklik giderilmelidir.
  6.             Aklı doğru kullanmayı, ilim sahibi olmayı ve özgür iradeyi (iradeyi başkalarına teslim etmemeyi) vurgulayan konu başlığı açılmalı ve kazanımlara yer verilmelidir.
  7.             Önceki müfredatta temel haklar, dokunulmazlıklar başlığı altında işlenen, korunması gereken 5 değere (zarurat-ı hamse) yeni müfredatta da yer verilmesi faydalı olacaktır.
  8.             İslam inancının kaynakları bölümünde Kitap ve sünnete yer verilmesi olumludur. Ancak farklı bir başlıkta veya yeni bir düzenlemeyle Edille-i erbaa’nın diğer ikisini oluşturan icmâ ve kıyasa yer verilmesi dini hükümlerin güncelliği ve yaşanabilirliği konusunda gençlere fikir vermesi açısından faydalı olacaktır.
  9.             TDB (İSLAM 2) müfredatında zekat ve haccın bireysel ve toplumsal faydalarına yer verilmesi olumlu olmakla birlikte TDB (İSLAM 1) müfredatında namaz ve orucun bireysel ve toplumsal faydalarına yer verilmemesi bir eksikliktir. Bu eksiklik giderilmelidir.
  10.             TDB (İSLAM 1) dersi 4. ünitesinde günümüz gençliğinin en önemli dini sorunlarının başında yer alan “zina”ya mutlaka yer verilmelidir.
  11.             TDB (İSLAM 1) dersi 2. ünite 1.2. maddede ibadetlerin geçerli olma şartları 1.2.3. madde “Kur’an’a ve Sünnete Uygunluk” şeklinde düzeltilmelidir.
  12.             TDB (İSLAM 1) dersi 2. ünitede namazın kılınışına ve 5 vakit namaza yer verilmelidir.
  13. Peygamberimizin manevi kişiliğini, sünnetinin önemini ve mantığını ön plana çıkaran ders konuları müfredata eklenmelidir.
  14. Adeta sünnetin geçmişten geleceğe yaşam tarzları ve yazdıkları eserlerle taşıyıcıları olan İmam Rabbani, İmam Gazali, Mevlana, Yunus Emre, Abdülkadir Geylani, Nakşibendi ve Bediüzzaman Said Nursi gibi milyonların gönlünde taht kurmuş manevi büyüklerin hayatlarından ve eserlerinden sünnetin ehemmiyetini ifade eden metinler ders kitaplarında yer almalıdır. 
  15.             Hadis ve sünnet kavramları, önemi ve ilgili terminolojinin ilk iki senede verilmesi yeterli olacaktır. 11. ve 12. sınıfların ilgili ünite içeriği 9. ve 10. sınıf ünitesine yerleştirilebilir. Öğrencilerin 4 sene boyunca bu seçmeli dersi alma oranındaki azlık dikkate alındığında, özellikle 12. sınıfta planlanan “hadisleri anlama ve yorumlama” ünite içeriği mutlaka ilk iki yıl işlenmelidir. 12. sınıfta Din K. Ahlak B. Dersinde hadis-sünnet konulu bir ünite mevcuttur.
  16.             9. Sınıf 1. ünitede 14 kazanım hedeflenirken, 10. sınıf 1. ünitede sadece 6 kazanımın hedeflenmiş olması doğru bir planlama değildir.
  17.             10. Sınıf müfredatında Tebuk, Mute, Hayber’in Fethi, Bi’r-i Maune olayı gibi gelişmelere yer verilmelidir.
  18.             11. ve 12. sınıfta kronolojik olarak veya sünnet ve ahlak ağırlıklı Peygamberimizle ilgili üniteler yer almalıdır.
  19.             Peygamber Efendimizin edep-hayası, kadınlara, çocuklara, yoksullara ve zayıflara yaklaşımı, doğruluğu vb. özelliklerinin başlıklar halinde “En Güzel Örnek Peygamberimiz” ünitelerinde yer alması faydalı olacaktır.
  20.             Ehl-i beyt ve Peygamberimizin aile hayatının bir öğretim yılında müstakil bir ünite olarak işlenmesi, gerek İslam algısı ve kültürümüz, gerekse toplumsal birlik-beraberlik açısından faydalı olacaktır.
  21.             12. sınıf 3. ünitede yer alan Peygamberimizin inanç-davranış bütünlüğü öğrencilerin yaş gelişimi ve Din K. ve Ahlak B. ders müfredatı ile koordinasyon açısından 9. veya 10. sınıf konularında yer alması daha uygundur.
  22.             Son yıllarda yoğunlaşan hadis ve sünnete olan itimadı sarsmaya yönelik yaklaşımlar gençlerimizin zihninde ve gönül dünyasında yara açmaktadır. 2. Ünitede özellikle ayetlerle desteklenerek Rasulullah’a itaatin işlenmesi, hatta bu konunun öğretmenin veya yazarın tercihine-insafına bırakılmadan “Kur’an’da Rasulullah’a itaat ve örnek alınması” gibi bir başlıkla müfredatta yer alması elzemdir.
  23.             Ayetler ve sahih hadisler çerçevesinde kalarak Peygamberimize ait mucizelerin konular arasında yer alması bilişsel-duyuşsal beraberliği gerektiren böyle bir konuda destekleyici olacaktır. Programın amaçları arasında yer alan öğrencilerin “Peygamberimizi (sav) tanıması ve sevmesi,” “Peygamberimizin (sav) beşeri ve nebevi yönünü fark etmesi”ni de kolaylaştıracaktır.

    MİHENK FORUM

    TASLAK MÜFREDAT PROGRAMLARINI

    DEĞERLENDİRME ÇALIŞTAYININ RAPORUDUR

    (04.02.2017/Üsküdar Üniversitesi)

     

     

    NASIL BİR MÜFREDAT?

    Ders müfredatının içeriğine temel teşkil etmek üzere, öncelikle düşünsel/felsefi boyutun ele alınması gerekmektedir. Bu boyutun temel argümanları şu soruların cevaplarında aranmalıdır:

  24. Bir üst düşünce olarak, eğitimin ruhu ne olmalıdır?
  25. Hedeflediğimiz insan modelimizi nasıl tanımlayabiliriz?
  26. Gelecek nesillerimizin düşünce yapısı nasıl olmalıdır?
  27. Gelecek kuşakların bireysel ve toplumsal yorumları ve algılama biçimleri nasıl olmalıdır?
  28. Gelecek kuşakların tabiatı, kâinatı ve maddeyi yorumlama biçimleri nasıl olmalıdır?
  29.  

  30. ÖĞRETİM PROGRAMININ GENEL AMACI: DEĞER ODAKLI İNSAN
    1. Hür İnsan
      1. Hürriyetin öğrenilmesi: Eğitim, iki tarzda hürriyeti öğretmelidir; birincisi, varlıklardan hür olmak (dünyevi taleplerini amaç yapmadan yaşayabilmek), ikincisi ise, Allah için hür olmak (taleplerini yalnız Allah’tan istemek).
      2. Hürriyetin Kazanılması: Eğitim insana hür olmanın iki yöntemini kazandırmalıdır: İlim (Bilgilenme) ve Dua (İsteme). Birey ve tür olarak, insani gelişme ve kaliteli hayat için, mükemmelleşmenin anayolu ilim tahsilidir (öğrenme yolculuğu). Bilginin hakikati, tüm bilişlerin kaynağı, entelektüel sermayenin madeni, hakikatin yol gösterici ışığı ve insan ruhunun mimarı Marifetullahtır (Allah tanımak ve bilmek) ve O’na gerçek anlamda iman etmek, bağlanmaktır. Böylece insanın, bu dünya hayatında, dünya içindeki tüm canlılarla barış içinde yaşayabilmesi için Yaratıcısını bilmeli; dua ederek (sözel/kavli ve fiili olarak) taleplerine cevap aramalıdır.
    2. Kendini Yöneten İnsan
      1. Eğitim, insanın fiziksel yapısındaki rahmet ve hikmet eliyle yerleştirilen düzen ve sistemlerin manalarına odaklanmalıdır. Eğitim, insan vücudundaki Esma-i Hüsna’yı insana okuma becerisi kazandırmalıdır.
      2. Eğitim, insana, insanda bulunan maddi ve manevi yetenekleri, meziyetleri ve ahlakı (insanlık çekirdeğini) nasıl yetiştirmesi gerektiğini ve kullanacağını öğretmelidir.
    3. Araştıran İnsan
      1. Araştırmacı olmanın temel şartı, araştırmayı severek, inanarak, kendini onda fani kılarak yapmaktır.
      2. Eğitim, öğrencilerde araştırmacılık becerisi geliştirmelidir. Araştırmacı bakış, değerlendirme içeren analiz ve sentez gibi üst düzey zihinsel becerilerle birleştirilmelidir.
    4. İrade ve Seçim Becerileri Yüksek İnsan
      1. Eğitim, yetişkin adayı olan öğrencilerde iradeyi kullanma, iki veya daha çok değişkenden/seçenekten doğru olanı seçme becerisi kazandırmalıdır.
      2. Eğitim, irade kullanma ve seçme davranışlarını kazandırırken, insan benliğinin kullanım alanlarını ve özgürlük bağlamında sınırlarını da öğretmelidir. Benliğin faraziliğini, yani “sahip olma” “seçme” gibi davranışların birer kıyaslama aracı olarak, görecelilik fonksiyonunu göz ardı etmemelidir.
    5. Şefkatli İnsan
      1. Eğitim, toplumun temel taşlarından biri olan şefkat ve merhamet değerlerini genç kuşaklara aşılamalıdır. Şefkat ve merhamet, imanın bir göstergesidir. Allah’a iman eden, O’nun kullarına şefkatli ve merhametli davranır. Eğitim, şefkat ve merhametin kaynağı olan imanın kazandırdığı şehametle masumları, mazlumları zilletten, zayıfları tahakküm ve tekebbürden koruduğu gibi; haksızlara, zalimlere, dalkavuklara ve müstebitlere de asla zillet göstermeyen davranışlar kazandırmalıdır.
    6. Doğru İnsan
      1. Eğitim İslam ahlakının temel değerlerini mutlaka vermeli, insandaki yüksek seciyelerden biri olan doğruluk değerini (sıdk) genç kuşaklara öğretmeli ve doğruluğu yaşayan, doğruluk bağıyla birbirine bağlanmış toplum oluşturmalıdır.
    7. Vicdanlı İnsan
      1. Eğitim, vicdani özellikleri gelişmiş kuşaklar yetiştirmelidir. Özellikle hissiyatı yüksek olan doğu toplumlarında, sistemsel düşünme ve kurallara uygun bir yaşam için vicdan ön plana çıkarılmalıdır.
    8. Salih (Dindar)=Mahir (Becerikli) İnsan
      1. Eğitim, din ve dünya, salahat (dindarlık) ve maharet (beceri) dengesini iyi kurabilen, bu yönde davranış geliştirebilen nesiller yetiştirmelidir. Hem ahlaki donanımı hem de uğraştığı sanat alanı mükemmel insanların oluşturulduğu toplum idealdir.
  31.  

  32. ÖĞRETİM PROGRAMININ KAZANIMLARI
    1. Eğitim Sistemi Varoluş Nedenini Sorgulayabilen İnsanlar Yetiştirmelidir.
      1. Eğitim, hilkatin gayesini ve fıtratın neticesi olan Allah’a iman (iman-ı billah), Allah bilgisi (Marifetullah) ve Allah sevgisi (Muhabbetullah) konularını merkeze almalıdır.
      2. Eğitim, insana varoluş nedenini sorgulama bilinci kazandırmalıdır.
      3. Eğitim, tüm cihetleriyle insanda akıl ve kalp dengesini sağlamalıdır.
      4. Eğitim, insanın, fen bilimlerinin bulguları eşliğinde kâinatın “en üstün varlığı (hakimiyet kokan)” değil, “en mükerrem”, “en ehemmiyetli” (diğer varlıklarla müsavilik) varlık olduğuna dair bulgularına; bu bulguların sebep ve sonuçlarına vurgu yapmalıdır.
      5. Eğitim, insanı, elinde anahtarı olan bir hazine arayıcısı, meraklı bir kâşif haline getirmelidir. Önce kendini (ene-benlik), sonra da kâinatı keşfetme merakı sunmalıdır.
      6. İnsan türünün çeşitlenmesinin (ırkların, dillerin, kültürlerin vb.) hikmetleri sunulmalıdır.
      7. İnsan türünde var olan müsabaka (rekabet) ve faziletin insana veriliş hikmetini öğretmelidir.
      8. Eğitim, insan benliğinin (ene) mahiyetini, yapıcı ve yıkıcı yönleriyle, hayır ve şer cihetleriyle tüm özelliklerini öğretmelidir. Bunu tarihsel perspektiften de yorumlayarak, benlik kullanımının insan türündeki mutlu-mutsuz, barış-savaş, darlık-bolluk, sevgi-nefret gibi olumlu-olumsuz yönlerden yaşanmış örneklerle desteklemelidir.
      9. Eğitim, insanın sınırsız yetenekleri, sınırsız eğilimleri ve sınırsız arzuları ile sahip olduğu cevherin büyüklüğüne ve mahiyetinin yüksekliğine vurgu yapmalı; içinde yaşadığı kâinat ve dünya ile olan iletişiminde nasıl pozitif olması gerektiğini öne çıkarmalıdır.
      10. Eğitim, insana mutluluğun kaynağını öğretmelidir.
      11. Eğitim, insandaki sevme duygusunun kullanılması gereken yönü öğretmelidir.
      12. Eğitim, sosyal hayattaki değerinin, kıymetinin ve yüceliğinin bir ölçütü olan insandaki himmet duygusunu yüceltmelidir.
      13. Eğitim, insanlardaki yetenekleri keşfetmelidir. İnsan, yetenekleri doğrultusunda eğitim almalıdır. İnsanın potansiyel eğilimlerini kinetik/akışkan hale getirecek bir kariyer imkanı sunumalıdır.
      14. Eğitim, insana yeteneklerini doğru zamanda, doğru şekilde ve doğru zeminde kullanmanın bir çeşit fıtri dua olduğunu öğreterek, insanların tembelliğe girmesini sağlayan yanlış tevekkülden sakınmalarını öğretmelidir.
      15. Eğitim, insandaki yenilikleri keşfetme eğilimini teşvik etmelidir (innovative düşünme).
      16. Eğitimin kâinat okuması (fen bilimlerinde) şöyle olmalıdır: Bu kâinatı hikmetle yaratan Yaratıcı, bilimlerin inceleme alanı olan her varlığı Kendisine işaret eden bir büyük ayet (gösterge) olarak nakşetmiş; akılla donattığı insanı da bu ayetlerin dilinden anlayan, o büyük ayetleri okuyabilen ve hayretinden bu kainat mescidine secdeye kapanan bir okuryazar olarak yaratmıştır.
      17. Eğitim, öğrencilere varlıklara “mana-yı harfi” nazarıyla yani yaratıcıları adına bakmayı öğretmelidir. “Ne kadar güzel yapılmış, ne kadar güzel bir surette Saniin cemaline delalet ediyor” şeklinde bir düşünce ile fen bilimlerine ve sanata baktırmalıdır.
      18. Eğitim, öğrencilere kâinatı bir kitap gibi tasavvur etmelerini ve bu kitabı okumalarını öğretmelidir.
      19. Eğitim, hakiki fen kütüphanesinin kaynaklarının birer İlahi sanat olan bu kâinat olduğunu ve fen bilimlerinin bu kâinattaki İlahi nizamın ve intizamın bir eğitimi olduğu bilincini vermelidir.
  33.  

  34. ÖĞRETİM PROGRAMININ UYGULAMA ESASLARINA YÖNELİK GÖRÜŞLER
    1. Müfredat ve ders kitaplarının dilinde aktif, normatif ve inkârcı bir dil kullanımı terk edilmeli, bunun yerine edilgen ve kâinatın sanatkârını nazara verecek bir dil kullanılmalıdır. Kâinatın okunması, incelenmesi ve araştırılması gereken bir kaynak olduğu öne çıkarılmalıdır. Öğrenciye kâinat okuryazarlığını öğretilmelidir. Bu çerçevede; müfredat ve ders kitapları, kendisiyle ilgili üç düşünce kaynağından hareket etmelidir: Kâinat kitabı, Kâinat kitabını tercüme eden Kur’an-ı Kerim ve bu iki kitabı birden açıklayan ve anlatan Hz. Muhammed (sav).
    2. Sanat ve fen bilimlerinin kaynağı, Celal sahibi olan Yaratıcının evrende yerleştirdiği sanatlardır ki, kâinatı bir sanat kitabı haline getirmiştir. İnsan türü fen ve hikmetlerle dolu kitaplarını kâinatın hikmet kütüphanesinden alıp ona uygun bir şekilde yazarak ortaya çıkarmıştır. Müfredat bu mantığı takip edebilir. Eğitim düşüncesinin kaynağı Kâinat Sanat Kitabının ve onu okuyan fenlerin yazılı metni olarak Kur’an-ı Kerimdir.
    3. Sanat eğitiminin kaynağı, kâinat kitabındaki rengârenk nakışlar, desenler, boyalar, çiçekler, sesler, sözler, beyanlar ve hitaplardır. İnsan, bu tarzda düzenlenmiş müfredat yoluyla Rabbani boyanın, desenlerin, çiçeklerin, seslerin ve sözlerin sırlarını ortaya çıkarabilir.
    4. Müfredat ve ders kitapları, insan türünün atası olan Hz. Adem’e öğretilen tüm Esma-i Hüsna’nın ne anlama geldiğini ve bu isimlerin tecellilerini tüm bilim-ilim alanlarında öğretmeyle başlamalıdır. Bu öğretim yalnızca dini anlamda değil, insanı ve kâinatı konu edinen ne kadar ilim varsa (fen ve matematik bilimleri dahil) tamamında Esma-i Hüsna işlenmelidir.
    5. Müfredat ve ders kitapları, kâinatı kuşatan bilimlere kaynaklık yapan Esma-i Hüsna’nın sınırsızlığı bağlamında, insanın yeteneklerinin kapsamının da sınırsızlığını vurgulayarak Yaratıcıyı tanıtmalı; O’nun vasıflarını ve sıfatlarını da kapsayacak şekilde çoklu eğitim vermelidir.
    6. Müfredat ve ders kitapları, insan türüne ait her kemalin (mükemmelliğin), her bir ilmin, her bir terakkiyatın, her bir fennin birer yüksek hakikati olduğunu; bu hakikatlerin ise bir İlahi isme dayandığı metaforunu programlarında esas almalıdır. Bu çerçevede, birkaç örnek:
      1. Kâinattaki her hakikatin göründüğü şekiller dünyasını beş duyu organımızla algılamamıza isim olarak verilen Geometri bilimi, Allah’ın Adl (dengeli ve adaletli olarak yaratan) ve Mukaddir (mükemmel ölçülerle yaratan) isimlerinin somutlaşmış (mücessem) aynasıdır.
      2. Tıp ilmi hem bir fen bilimi ve hem de bir sanattır. Bu bilim Allah’ın Şâfi ve Hakîm isimlerinin en yaygın yansımaları olup, bu kâinatı her türlü şifanın kaynağı olan büyük bir eczane suretine çevirmiştir.
      3. Medeniyetlerin kurulmasında faydalanılan ve amaçları, varoluş nedenleri ortaya çıkarılan eşyanın hikmetini konu edinen Fizik, Kimya, Biyoloji, Zooloji, Botanik, Astronomi vb. ilimler Allah’ın “”Hakîm” isminin en geniş anlamda yansımalarının somutlaşmış şekilleridir.
    7. Müfredatta milli birlik ve beraberlik, İslam kardeşliğinin temel ilke ve esasları Kur’an ve sünnet çerçevesinde verilmelidir. Adavet yerine muhabbet, farklı fikir ve düşüncelere karşı müsamaha, haset ve hırs gibi hasletlerin terk edilerek kardeşçe yaşamanın ilkeleri ve birlikte yaşama becerileri kazandırılmalıdır.
    8. Milli kalkınma ve refah seviyesinin artması iktisat düsturlarının uygulanmasından geçer. Kur’an esaslarına göre iktisat ve şükür düsturları müfredatta mutlaka bulunmalı ve ders kitapları bu esaslara göre yazılmalıdır.
    9. Öğretim programlarının yanında eğitim programları da olmalıdır. Bu eğitim programları, haftalık ders programları içinde ancak, öğretim programlarından ayrı olacak şekilde yer almalıdır. Eğitim programlarında, millî ve manevî değerlerimizin 0-6 yaş arası sevdirilmesi, 6-12 yaş arası benimsetilmesi, 12-18 yaş arası yaşanılır davranış haline getirilmesi hedeflenmelidir. Özellikle 1, 2 ve 3. Sınıflarda hayat bilgisi dersinin içinde yer almalıdır.

  35.  

     

    TARİH PROGRAMLARI HAKKINDA DEĞERLENDİRME

     

    Tarih müfredatları ile ilgili yapılan genel değerlendirmede, 19. Yüzyılda ulus devletlerin gelişmesi ile tarih derslerine verilen görevin ”vatandaşlık bilinci gelişmiş bireyler yetiştirmek” olduğu, 20. yüzyılın son çeyreğinde ise “bilgiden ziyade tarihsel düşünme becerileri ön plana çıkarılmış ve öğrencilere belge değerlendirme, eleştirel düşünme ve problem çözme gibi becerilerin kazandırılması”nın ön plana geçtiği vurgulanmıştır. Tarih ders programının bu temel değişime uygun olarak ele alınması önemli bir gelişmedir. Öncelikle bu yaklaşımı takdir etmek gerekmektedir.

    Bu çerçevede hazırlanan taslak programın sınıflara göre değerlendirmesi şu şekildedir:  

     

    9. SINIF

  36. Birinci Ünitede ele alınan, “İnsanın Yeryüzü Serüveni ve Tarih” konusuna başlanırken, insanın geçmiş ve gelecek bilincine sahip tek varlık” olduğunun vurgulanması temel bir done olarak önemlidir.
  37. T9.1.2.’de tarihi olayların biricikliğine karşılık olguların tekrar edebilirliğine dair İbn Haldun’dan örnek verilirken, İbn Haldun’un eleştirel tarihe katkıları üzerinde durulmalıdır. Ayrıca tarih felsefesine dair ilk değerlendirmeleri yapmış olduğu belirtilerek, Tarih Felsefesinin kurucusu olduğu vurgulanmalıdır.  
  38. T9.1.3.’de tarih yazıcılığının geçirmiş olduğu süreç üzerinde durulurken, İslam tarihinde hadis usulünün eleştirel tarih anlayışının ortaya çıkmasında nasıl etkili olduğu üzerinde durulmalıdır. Tarihin döngüsel ve ilerlemeci anlayışı incelenirken, Kur’an’ın peygamber kıssalarından nasıl bir tarih anlayışı çıkarılabileceği üzerinde durulmalıdır. Kur’an-ı Kerim’de peygamberler kıssaların Batı aydınlanmasının ürettiği ilerlemeci tarih anlayışı ile uyuşmadığı dikkatlere sunulmalıdır.
  39. T9.2.1. “Belge ve bulgulardan yola çıkarak tarih öncesinde insan hayatı hakkında çıkarımlarda bulunur” başlığı altında cevaplanması gereken en önemli soru, tarih ontolojisinin nasıl algılanması gerektiği meselesidir. Tarihte bilgi elde edilmesinde pozitivist tarih anlayışının ortaya çıkardığı verilerle sınırlı kalmamak gerektiği vurgulanmalıdır. Tarihi bilginin elde edilmesinde objelerin yanında vahiy kaynaklı bilginin varlığı da vurgulanmalıdır.
  40. T9.2’de anlatılan ilk çağ uygarlıklarında ortaya çıkan sosyal organizasyonlar ve kanunlarda peygamberlerin rolüne atıfta bulunulmalıdır. Her dönemde ve yerde peygamberlerin gelmeleri muhtemel olduğunda ortaya çıkan düzenlemelerde ilahi vahyin etkilerinden söz edilmelidir.
  41. T9.2.’de yer alan “Tek tanrı inancının insanlık tarihiyle birlikte ortaya çıktığını ve süreç içerisinde çok tanrılı inanış sistemlerine dönüşebildiğini kadim dünya örnekliğinden hareketle ayırt eder” cümlesi memnuniyet verici bir tespittir. Bu yaklaşım, tarihin başlangıcı hakkındaki değerlendirmeleri de etkilemelidir. “Tarih Sümer’le başlar” anlayışı yerine “tarih Adem’le başlar” anlayışının yerleştirilmesi daha doğru olacaktır. Çünkü Sümerlerde yazılı malzemelere rastladığımız doğrudur, ancak Sümerlerden önce yazılı malzeme olmadığına dair bilgimiz yoktur. Tarih bilgisinin kaynağını maddi unsurlarla sınırlamayıp kutsal kitapları da bir veri olarak değerlendirmeli, Hz. Adem’e eşyanın isimlerinin öğretilmesine dair Kur’anî hakikati dikkate almalıyız. Ayrıca suhuf denilen ilk kutsal metinlerin Hz. Adem’e verildiğinin ihmal edilmemesi gerekmektedir. Bu bilgiler, tarihin başlangıcıyla ilgili tartışmalarda nazarlara verilmelidir.  
  42. ÜNİTE’de “Kadim Avrasya’da Türkler” başlığı Türkiye’deki etnik toplulukların köklerine dair bilgiler şeklinde verilmelidir. Çünkü Türkiye’de sadece Türkler yaşamamaktadır. Türklerin yanında, Araplar, Kürtler ve sair unsurların geçmişlerine dair bilgiler paylaşılmalıdır.
  43. ÜNİTE’de “İslamiyet’in doğuşu sırasında Arap Yarımadası’nın genel durumu” başlığı altında İslam medeniyeti incelenirken, İslam medeniyetinin Hz. Adem’le başlayan nübüvvet çizgisinin son halkası olduğu kazandırılmalıdır.
  44. T9.4.3. Dört Halife Dönemi’nde İslam coğrafyasının genişleme sürecini değerlendirir. Bu başlık altında tarihi olayların anlatılması yanında bugüne ışık tutacak siyasi, sosyal ve ekonomik prensipler üzerinde de durulmalıdır. Müslümanlar için dört halife devrinin örnek alınan bir dönem olduğu vurgulanmalıdır. Özellikle halifelerin yönetime geliş biçimleri ile bugünkü demokratik değerler arasında ilişki kurulmalıdır.
  45. T9.4.4. Emeviler ile birlikte İslam Devleti’nin yapısında meydana gelen değişim başlığı altında hilafetin nasıl saltanata dönüştüğü üzerinde durulmalıdır.
  46. T9.5.6. “Anadolu’da Türk hâkimiyetinin kurulma sürecinde dönüm noktası olan askeri olayların Türkiye Tarihi’nin gelişim sürecine etkileri” başlığı, Anadolu’da Müslümanlığın yaygınlaşması genel başlığının altında ele alınmalıdır. Anadolu’ya Malazgirt’ten çok önce güneyden gelen Müslüman komutanların güney illerini fethettikleri ve buralarda İslam hakimiyeti kurdukları vurgulanmalıdır. İyaz b. Ganem bilindiği gibi Rakka’yı aldıktan sonra 639’da Urfa ve çevresini alarak bugünkü Türkiye topraklarının İslamlaşması açısından önemli adım atmıştı.
  47. Şimdiye kadar; dünya bilim tarihinde Avrupalı bilim adamlarının, Türk İslam bilim adamlarından daha çok ve önemli buluşlar yaptığı algısı ortadan kaldırılmalıdır. Bu algı Türk İslam bilim adamlarını gölgede bırakmış izlenimi vermektedir. Dünya bilim tarihinde Türk İslam bilim adamlarının dünya bilimine çok önemli katkılarının olduğu, birçok alanda insanlık adına çığır açtığı vurgusu yapılmalıdır.
  48.  

    10. SINIF

    Konu ve bakış açıları açısından başarılı bulunmuştur.

     

    11. SINIF

  49. T11.8.1. “Fransız İhtilali ve Sanayi İnkılabı’nın imparatorlukların devlet-toplum ilişkilerinde yol açtığı dönüşümü değerlendirir” başlığından sonra Muaviye döneminde bırakılan tartışmaların yeniden başlamasının örnekleri üzerinde durulmaktadır. Özellikle Yeni Osmanlılar hareketinin oluşturduğu fikri zenginlikten bahsedilerek, demokratik gelişmeler vurgulanmıştır. Türkiye’de hürriyet ve meşrutiyet çalışmaları başladığı zaman, bu tartışmalarda Batı etkisi yanında İslami köklerdeki referanslar üzerinde de durulmalıdır. Bu çerçevede 19. yüzyıl Osmanlı Devleti’nde taşradaki demokratik gelişmelere atıf yapılmalıdır.
  50. T11.10.2. Modern dünyada Avrupa merkezli olarak gelişen ideolojilerin, birey ve toplumun dünyayı anlamlandırma arayışında dinin yerine geçtiğini değerlendirir. Bu tehlike karşısında İslam inancının güçlendirilmesi için çalışılmalıdır.
  51. T11. sınıf konuları arasına Osmanlı Devleti’nde ekonominin bozulmasının ortaya çıkardığı sorunları dikkate sunan bir ünite konulmalıdır. Bu ünitede geleneksel ekonomi dinamiklerinin bozulmasına paralel olarak, ayanların ortaya çıkması ve bunların devletin gelişimine olumsuz etkisi vurgulanmalıdır. Merkezi otoritenin bozulmasının ortaya çıkardığı sosyal sorunlar üzerinde durulmalıdır.
  52.  

    T. C. İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK

    PROGRAMLARI HAKKINDA DEĞERLENDİRME

     

    Tarih müfredatıyla ilgili başarılı çalışmaların T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersine yansımadığını görüyoruz. Ulus devletlerin kendilerini kabul ettirme süreçlerinde önemli bir araç olarak kullanılan bu tür derslerin, bugünün Türkiye’sinde yeri olmamalıdır. Belli kişi ve temaları dayatan müfredat yerine akılcı, gerçek hayata dair ders veren yaklaşımlar önemsenmelidir. Bu gerekçelerle bu dersin kaldırılması; ideolojik dayatma içermeyen muhtevasının ise nesnel ölçülerle tarih dersi müfredatı çerçevesinde sunulmasının uygun olacağı kanaatini taşıyoruz.

     

    FEN BİLİMLERİ

    PROGRAMLARI HAKKINDA DEĞERLENDİRME

     

  53. Fen bilimleri alanında her şeyi maddeci bakışla açıklayan, maddenin sahibini değil maddeyi konuşturan 200 yıllık gelenek tamamen terkedilmeli veya en azından alternatif anlayışlara yer açılmalıdır. Örneğin;
    1.  Yerin çektiği tezinin karşısında meleklerin indirdiği tezine alan açılmalıdır.
    2. Su döngüsünü tevhid anlayışına göre anlatılması.
    3. Dünyanın ve diğer gezegenlerin hareketi bahsinde bu devasa gemileri boşlukta hareket ettiren gücün sorgulanmasına imkan tanınmalıdır.
    4. Varlıklar, materyalist düşüncenin ürünü olan canlı ve cansız ayrımının yanında, görünen ve görünmeyen varlıklar olarak da sınıflandırılmalıdır.
  54. Müfredat öğrencileri düşünmeye ve sorgulamaya açık bireyler olarak yetiştirmeli, adına bilim dense de her türlü dogmadan uzak tutmalıdır.
  55. Darwin teorisini kaldırmak yerine yaratılışçı görüşe de yer verip bilimsel olarak akıl yürütme tekniği ile yaratılış teorisi anlatılabilmelidir. Akla kapı açıp ihtiyarı elden almamak gerekmektedir.
  56. Fen bilimleri kainat kitabını okumayı teşvik edecek ve cereyan eden her fiilin arkasındaki faili merak ettirecek bir muhteva ve dile sahip olmalıdır.
  57. Determinist, mekanik bilim anlayışını ön plana çıkaran modern fizik yerine daha göreceli kuantum fiziği, daha esnek ve göreceli düşünmeye sevk eden bilim anlayışı müfredatta yer almalıdır.
  58. Fen bilimlerinin kâinat okuması şöyle olmalıdır: Bu kâinatı hikmetle yaratan Yaratıcı, bilimlerin inceleme alanı olan her varlığı Kendisine işaret eden bir büyük ayet (gösterge) olarak nakşetmiş; akılla donattığı insanı da bu ayetlerin dilinden anlayan, o büyük ayetleri okuyabilen ve hayretinden bu kainat mescidine secdeye kapanan bir okuryazar olarak yaratmıştır.
  59. Fen bilimleri, öğrencilere varlıklara “mana-yı harfi” nazarıyla yani yaratıcıları adına bakmayı öğretmelidir. “Ne kadar güzel yapılmış, ne kadar güzel bir surette Saniin cemaline delalet ediyor” şeklinde bir düşünce ile fen bilimlerine baktırmalıdır.
  60. Fen bilimlerinde kutsal metinlere referans vermenin önündeki zihni ve ideolojik engel kaldırılmalıdır. Ders kitaplarına bu çerçevede okuma metinleri ve mottolar yerleştirilebilmelidir.
  61. Dinin sadece sosyal bir ihtiyaç değil, varoluşsal bir ihtiyaç olduğu; bilimin evrenin “nasıl” yaratıldığı sorusuna cevap ararken, dinin “neden” yaratıldığı sorusuna cevap verdiği gerçeğinden hareketle ders kitaplarına varoluşsal metinler dahil edilmelidir.
  62.  Dinin ve Allah’ın varlığının bilimsel olarak ispatlanabilir olduğu yaklaşımı müfredata yansıtılmalıdır. Bu çerçevede Risale-i Nur Külliyatı referans alınabilir.
  63.  

    DİN EĞİTİMİ ve ÖĞRETİMİ

    PROGRAMLARI HAKKINDA DEĞERLENDİRME

     

  64. Din kültüründen ziyade temel İslam, iman ve inanç esasları doğru olarak verilmelidir.  Bu ders en az iki saat olmalıdır. İmanın ve İslam’ın şartları ünite konuları olmalıdır. Allah’a ve ahiret gününe iman üniteleri en az bir dönem okutulmalıdır.
  65. Değerler eğitimi formel müfredat kapsamına alınmalıdır.
  66. Cebriye ve Mutezile tehdidine karşı Ehl-i Sünnet itikadı öne çıkarılmalı ve bu doğrultuda eğitime ağırlık verilmelidir.
  67. Gerek içerikte gerekse kazanımlarda günümüz ihtiyaç ve sorunlarına Kur’an ve sünnetten hareketle çözüm üretme anlayışı ön plana çıkarılmalıdır.
  68. “Temel dini kaynakları kullanma” başlığı altında Kur’an mealine işaret edilip tefsire yer verilmemesi eksikliktir. Bu eksiklik giderilmelidir.
  69. Aklı doğru kullanmayı, ilim sahibi olmayı ve özgür iradeyi (iradeyi başkalarına teslim etmemeyi) vurgulayan konu başlığı açılmalı ve kazanımlara yer verilmelidir.
  70. Önceki müfredatta temel haklar, dokunulmazlıklar başlığı altında işlenen, korunması gereken 5 değere (zarurat-ı hamse) yeni müfredatta da yer verilmesi faydalı olacaktır.
  71. İslam inancının kaynakları bölümünde Kitap ve sünnete yer verilmesi olumludur. Ancak farklı bir başlıkta veya yeni bir düzenlemeyle Edille-i erbaa’nın diğer ikisini oluşturan icmâ ve kıyasa yer verilmesi dini hükümlerin güncelliği ve yaşanabilirliği konusunda gençlere fikir vermesi açısından faydalı olacaktır.
  72. TDB (İSLAM 2) müfredatında zekat ve haccın bireysel ve toplumsal faydalarına yer verilmesi olumlu olmakla birlikte TDB (İSLAM 1) müfredatında namaz ve orucun bireysel ve toplumsal faydalarına yer verilmemesi bir eksikliktir. Bu eksiklik giderilmelidir.
  73. TDB (İSLAM 1) dersi 4. ünitesinde günümüz gençliğinin en önemli dini sorunlarının başında yer alan “zina”ya mutlaka yer verilmelidir.
  74. TDB (İSLAM 1) dersi 2. ünite 1.2. maddede ibadetlerin geçerli olma şartları 1.2.3. madde “Kur’an’a ve Sünnete Uygunluk” şeklinde düzeltilmelidir.
  75. TDB (İSLAM 1) dersi 2. ünitede namazın kılınışına ve 5 vakit namaza yer verilmelidir.
  76. Peygamberimizin manevi kişiliğini, sünnetinin önemini ve mantığını ön plana çıkaran ders konuları müfredata eklenmelidir.
  77. Adeta sünnetin geçmişten geleceğe yaşam tarzları ve yazdıkları eserlerle taşıyıcıları olan İmam Rabbani, İmam Gazali, Mevlana, Yunus Emre, Abdülkadir Geylani, Nakşibendi ve Bediüzzaman Said Nursi gibi milyonların gönlünde taht kurmuş manevi büyüklerin hayatlarından ve eserlerinden sünnetin ehemmiyetini ifade eden metinler ders kitaplarında yer almalıdır. 
  78. Hadis ve sünnet kavramları, önemi ve ilgili terminolojinin ilk iki senede verilmesi yeterli olacaktır. 11. ve 12. sınıfların ilgili ünite içeriği 9. ve 10. sınıf ünitesine yerleştirilebilir. Öğrencilerin 4 sene boyunca bu seçmeli dersi alma oranındaki azlık dikkate alındığında, özellikle 12. sınıfta planlanan “hadisleri anlama ve yorumlama” ünite içeriği mutlaka ilk iki yıl işlenmelidir. 12. sınıfta Din K. Ahlak B. Dersinde hadis-sünnet konulu bir ünite mevcuttur.
  79. 9. Sınıf 1. ünitede 14 kazanım hedeflenirken, 10. sınıf 1. ünitede sadece 6 kazanımın hedeflenmiş olması doğru bir planlama değildir.
  80. 10. Sınıf müfredatında Tebuk, Mute, Hayber’in Fethi, Bi’r-i Maune olayı gibi gelişmelere yer verilmelidir.
  81.  11. ve 12. sınıfta kronolojik olarak veya sünnet ve ahlak ağırlıklı Peygamberimizle ilgili üniteler yer almalıdır.
  82.  Peygamber Efendimizin edep-hayası, kadınlara, çocuklara, yoksullara ve zayıflara yaklaşımı, doğruluğu vb. özelliklerinin başlıklar halinde “En Güzel Örnek Peygamberimiz” ünitelerinde yer alması faydalı olacaktır.
  83. Ehl-i beyt ve Peygamberimizin aile hayatının bir öğretim yılında müstakil bir ünite olarak işlenmesi, gerek İslam algısı ve kültürümüz, gerekse toplumsal birlik-beraberlik açısından faydalı olacaktır.
  84. 12. sınıf 3. ünitede yer alan Peygamberimizin inanç-davranış bütünlüğü öğrencilerin yaş gelişimi ve Din K. ve Ahlak B. ders müfredatı ile koordinasyon açısından 9. veya 10. sınıf konularında yer alması daha uygundur.
  85. Son yıllarda yoğunlaşan hadis ve sünnete olan itimadı sarsmaya yönelik yaklaşımlar gençlerimizin zihninde ve gönül dünyasında yara açmaktadır. 2. Ünitede özellikle ayetlerle desteklenerek Rasulullah’a itaatin işlenmesi, hatta bu konunun öğretmenin veya yazarın tercihine-insafına bırakılmadan “Kur’an’da Rasulullah’a itaat ve örnek alınması” gibi bir başlıkla müfredatta yer alması elzemdir.
  86. Ayetler ve sahih hadisler çerçevesinde kalarak Peygamberimize ait mucizelerin konular arasında yer alması bilişsel-duyuşsal beraberliği gerektiren böyle bir konuda destekleyici olacaktır. Programın amaçları arasında yer alan öğrencilerin “Peygamberimizi (sav) tanıması ve sevmesi,” “Peygamberimizin (sav) beşeri
    09 Şubat 2017, Perşembe - yazar: Mihek Çalışma Grubu